Martı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Martı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2016 Cuma

Yorum [Psikopat 2 / Mihri Mavi ]


Uzun bir aradan sonra tekrar merhabaaa!

Bugün yeni bir kitap yorumu ile karşınızdayım. ^^

Yakın zaman da Psikopat 2 çıktı, sonu dehşet bittiği için heyecanla bekliyordum. Vee sonunda ellerimdeydi, tabiisi bekletmeden okudummm!



Kitap çıkmadan önce OKK ahalisine Kağannğğğ gibi mesajlar atıp duruyordum. :D

Şimdik gelelim kitap hakkındaki yazıma.


İLK KİTABI OKUMAYANLARIN YORUMUMU OKUMALARINI TAVSİYE ETMEM. :)


İlk olarak konusundan bahsedip yorumuma geçeceğim. ;)



Çok güzel ve bir o kadar da uzak bana… Aşk, ihanet ve suçluluk...

 Buket bir taraftan Kağan'a kendisini affettirmeye çalışırken, diğer taraftan da içine düştüğü cehennemden kurtulmaya çalışır. Yalnızca Kağan'ın kendisini affetmemesi değil, okulda da işler pek yolunda gitmez. Aşk, kızgınlık ve hayal kırıklığı... Kağan, aşkı ile öfkesi arasında kalırken Buket'i bir türlü affedemez. Ama öfkeli olsa da, bir gölge misali Buket'i takip etmekten vazgeçmez. Öte yandan Kağan'ın abisi Onur'un Buket'ten istedikleri her şeyi daha da içinden çıkılmaz bir hale sokar. Buket, acımasızlığıyla bilinen Bahadır'la tanışmak ve ona yakın olmak zorundadır. Fakat Kağan hayatındayken bunu başarabilmesi o kadar da kolay değildir. 

Bunca imkansızlığa rağmen aşk kazanacak mı? Karanlıktan doğan aşk, Kağan ile Buket'i tekrar bir araya getirecek mi? Bu aşkın gücü her şeyi geride bırakmalarına yetecek mi?
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 384

Baskı Yılı: 2016

Yayınevi: Martı Yayınları




Konumuz bu şekilde. İlk kitabı okuyanlar bilir nasıl bir sonla bittiğini ve benim gibi herkes nasıl devam edecek diye merakla beklemekteydi. :) 

Neyse efenim kitabımız da Kağan Buket'e çok sinirleniyor, kıza yapmadığı kalmıyor eee tabii ki ayrılmaları cabası fakat Buket hala bir umut Kağan'ın peşinde dolanıyor ki kendisini affetsin ama ne mümkün. Buket'in başı birde Kağan'ın abisi Onur'la dertte. Ailesini tehdit olarak gösterip Bahadır'a yaklaşmasını ve gizli bilgiler öğrenmesini ister. Tabii işler daha çıkılmaz bir hal alır. Buket ne yapmalı, hangi tarafa gitmeli veya aşkından mı vazgeçmeli?



İşte bunların cevaplarını kitaptan öğreniyoruz. Yani Buket'in yerinde olmak istemem, tek isteme sebebim Kağan olabilir ama bu kitapta Kağan resmen kafayı yemiş durumda, bu yüzden bende pek yanına yaklaşamadım hahhahaha
    


Genel yorumuma gelirsem, nedense ben kitabı birinci kitap gibi sevemedim. Ayrılmış olmaları, Buket'in Bahadır'ın peşinde dolanması, Kağan'ın pek görünmemesi, Kağan'ın hareketlerini hiç bir şeye yormayan Buket ve en önemlisi sonu!

Arkadaş o nasıl son ya benim kullanacağım tek kelime kısaca saçmalık. Yani cidden çok saçma, ne alaka, ne akla hizmet böyle bir son deyip durdum. Bence yazar sonu öyle bir bitsin ki ilk kitap gibi etki yapsın demiş ama tutturamamış.

Bu v.b. nedenlerden ötürü bu kitap bana ilk kitap etkisi yaratmadı. Yani ilk kitabı tekrar tekrar okuyasım geliyorum ama bu bir kerelik yeter. 

Sonu nasıl biterse bitsin ki zaten yazar sabırsızlıkla 3. kitabı beklememiz için bu sonu yazmış gibi duruyor ama cıks o etki pek yok gibi. Neyse ben yine de 3. kitabı bekliyorum umarım yazar daha güzel sonlarla kitabı bitirir de oturup bu nasıl bir sondur demeyiz. :) 




Bu kişiyi Bahadır'ın yerine atıyorum. :D

Bu arada kitap kapakları nasıl farklıydı anlatamam :))) Hayır arada şaşırıyor insan hangisi hangisinin cilti diye :P Tabii ki Felix Bujo her zaman ki gibi  çooook tatlı  ama benzer görsel kullanmak biraz düşündürüyor insanı. :)
3. kitapta daha bir güzel kapak görseli bekliyoruz.




Tavsiye kısmına gelirsek, tavsiye ederim tabii ki zaten ilk kitabı okuyanlar kesin okumuştur. Bu seriye yeni başlayacak olanlara yada okunmayı düşünenlere kesinlikle okumalarını öneririm. ;)

Sıra alıntılarda;

#1

Gözlerimi açtığımda Kağan'a dönerek üzgünce, "Sadece soruma cevap ver, benden nefret ediyor musun?" diye fısıldadım.

İfadesiz bir şekilde gözlerimin içine baktı. "Sana karşı hiç bir şey hissetmiyorum. Ne nefret ne de farklı bir duygu," dedi acımasızca.

--------------------

#2

Bu sırada Kağan benim kağıdımı hızla çekip kendi kağıdını önüme itince yaşadığım şaşkınlıkla gözlerim iri iri açıldı.

"Ne yapıyorsun?" diye gizlice fısıldarken o çoktan benim kağıdıma kendi adını yazmıştı. Ardından bana cevap vermeden ayağa kalktı, benim boş kağıdımı kendi kağıdı gibi hocanın masasına bıraktı ve sınıftan çıktı.

--------------------

#3

Sınıf büyük bir kaos içindeyken biri Gül'ün yanına çömeldi ve ona yardım ederek kolundan tutup yerden kaldırdı. Bu kişiyi görmemle birlikte olduğum yerde bütün her şeyi unutarak donakaldım. Öfkem geldiği gibi aynı hızla yok olup gitti. Yerineyse yoğun derecede hissettiğim üzüntü, kıskançlık ve şaşkınlık aldı.

Çünkü Gül'ün yanında ona destek olurcasına duran Kağan'dı.

--------------------

Nasıl can alıcı alıntılar değil mi? :))


Yorumumun sonuna gelmiş bulunmaktayım. Okuduğunuz için teşekkürler... ;)


Martı Yayınlarına ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. ^^


Bu arada  şu an okuduğum kitap Eleanor ve Park. Ya böyle tatlı mı tatlı bir kitap olabilir mi?? Çok sevdim kitabı hemen bitmesin diye yavaş yavaş okuyorum. ^^ Bitsin yorumum gelecek. ;) 

Son olarak; 

Yakın zaman da 3. kitabın çıkması ümidiyle kendinize çok iyi bakın. :)))







6 Mart 2016 Pazar

Kış Okuması [ Okuyan Kızlar Kulübü ]



Herkese merhaba!
OKK olarak baharın göz kırptığı ama soğuğun hala hissedildiği şu günlerde sıcacık bir kış okuma etkinliği yapalım dedik. Giydik sıcacık çoraplarımızı, aldık elimize içeceklerimizi ve sevdiğimiz kitaplarla birlikte köşemize çekildik.
Etkinliğimizde hepimiz farklı kitap seçtik ve bu kitapları yorumlamaya karar verdik.

Pudra Tozu: Eskort – Sierra Winter
Kitap Tutkusu: Kül – Shani Petroff&Darci Manley
Kütüphanemden Kitap Manzaraları:  Benimle Asla Tanışamayacaksın – Leah Thomas
Fighting!!: Menekşeler Açarken – Nagihan Gedik
Evilin Dünyası: Şeytanın Stajyeri – Donna Hosie

Gelelim etkinliğimizin en güzel kısmına! Bu 5 kitabı 1 kişiye hediye veriyoruz! Ve bir de sürpriz bir hediyemiz daha var. Mmm etkinliğimizle pek bir alakalı :P Yapmanız gereken tek şey OKK Facebook sayfasını takip etmeniz yeterli!

Çekiliş İçin Tık Tık!!


Bizi takip etmeye devam edin. Yorumlarımız yakında sizlerle!



6 Kasım 2015 Cuma

Yorum [Psikopat / Mihri Mavi ]




Herkese merhabaaa!! ^^ 

Tekrar ben! :)İlk olarak iyi ki bu blogu açmışım dediğim anlardan birindeyim şu an ve sizinle paylaşmak istiyorum çünkü ben blogger değilim bu sadece şu an olduğu gibi kitap hakkındaki düşüncelerimi içimde tutamayıp buraya yazmam için güzel bir yer. :) 

Evet yanlış duymadınız güzel bir kitap! Whatpad kitaplarının çıkmasını istemeyenlere ithaf-en diyorum ki; cidden yanlış düşünüyorsunuz ne olursa olsun şans verilmeli ve okunmalı. Okunması için de Psikopat güzel bir seçenek benceee. ;) 

Dün gece bitirdiğim Psikopat'ı ciddi anlamda beğendim ama ilk olarak konusu gelmeli sonra detaylı yorumum karşınızda olacak. ;) 


Aşk hiç bu kadar karanlık olmamıştı...

Bir tarafta zenginlik ve lüks içinde yaşayan Buket, bir tarafta herkesin korktuğu, tehlikeli ve insafsız Kağan! Buket'in hayatı babasının iflasıyla değişir ve eski kusursuz günlerini İzmir'de bırakarak zorlu bir yaşam süreceği Ankara'ya taşınmak zorunda kalır. Buket, çevresine ve yeni başladığı liseye uyum sağlamaya çalışırken öyle büyük bir hata yapar ki her tavrıyla belayı temsil eden Kağan'ın tüm dikkatini üzerine çeker.

Hiçbir sınır tanımayan Kağan, Buket'e olan öfkesini göstermekten geri durmaz. İkisi de birbirinden ölesiye nefret ederken, kaçınılmaz sona doğru adım adım yaklaşıp kendilerini imkânsız bir aşkın içinde bulurlar. Tehlike, bir gölge misali Buket'in üzerine çöktüğünde, Kağan'ın ürkütücü karanlığını aşkıyla aydınlatabilecek mi? Yoksa etrafını saran karanlığa yenilerek ruhunu siyaha kaptırıp yok olup gidecek mi? 
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 512
Yayınevi: Martı Yayınları


Konu bir harika dostum! :) 


İlk olarak şundan bahsetmeliyim ki Psikopat'ı Kötü Çocuk kitabıyla kıyaslama durumu olmuş gibi duruyor. Ne yalan söyleyeyim ben de aynı düşüncedeydim fakat tek cümleyle açıklamak gerekirse arada dağlar kadar fark var. Sadece kız karakterlerin farklı bir ile taşınması ve erkek karakterlerin kötü olması, bu kadar. Yani Kötü Çocuk'u okuyup beğenmeyen içlerini ferah tutsunlar bu ona benzemiyor. ;) 

Buna açıklık getirdiysem şimdi kendi açımdan konuyu anlatmaya geleyim.


Buket İzmir'den Ankara'ya taşınır, zorlu hayat onu bekler vs vs. bunları esas konudan biliyoruz zaten. Fakat işin için de Kağan var. Kağan ciddi anlamda psikopatın teki kız erkek fark etmiyor öfkelenince gözü hiç bir şey görmüyor. Buna Buket'te dahil. Fakat ufak bir farkla, Buket belayı bile bile üstüne çekiyor çünkü onun bu ağaymış gibi tavırlarına dayanamıyor ve gözünü kırpmadan her seferinde Kağan'ın karşısına çıkıyor. Buradan Buket'i ayakta alkışlıyorum. Korkudan ödü patlasa da yine de geri çekilmiyor. Bu itiş kakışlar, birbirlerine bulaşmalar falan sonrasında farklı duygulara gebe oluyor. ( Okurken çok heyecanlandım bu durumlarda :) )
Birde Cansu var Buket'in en yakın arkadaşı, her zaman yanında bir destekçi. O da rahat durmuyor, en olunmadık kişiye aşık! :))) Neyseee :)
Kitabın sonlarına doğru heyecan artıyor, bazı olaylar gelişiyor. Ben diğer kitaplardan esinlenerek Kağan'ın da diğer erkek karakterler gibi aynı tepkiyi vereceğini düşünmüştüm ama ne oldum; Ben şok! Ben iptal! Ben manşet!
Bu kadar, devamı yok heyecanda kalın ve hemen okuyun. :) 

Ve şundan da bahsetmeliyim ki Felix Bujo Kağan karakterine öyle güzel uyuyor ki, kim Felix'ı bu karakter için düşündüyse ayakta alkışlıyorum, süper bir uyum doğrusu. ;) 





Şu yakışıklılığa bakın yaa!! <3 <3

Kitapta Kağan hep öfkeli bakıyor onun için bir kaç gif buldum ama, :)))



pek olmadı gibi :D



Buket'e attığı bakışlar :D


Vee Buket;



Buket için Crystal Reed güzel bir karakter olmuş. ;)

Kağan Buket'in gamzelerini seviyor eh sevilmeyecek gibi değil. :)




Savaşçı Buket. ;))

 Kağan'a yapmak istediği şey tam olarak bu :)))


Kağan'dan köşe bucak kaçan Buket. :))

Düşüncelerime gelirsek eğer, ben kitaba bayıldım! Öyle acemilikte yoktu helal hem yazar'a hemde editöre. ( :* ) çok güzel bir kitap sunmuşlar bize. Tabii Martı Yayınları'na da kucak dolusu sevgiler. Kitabı çıkarmasaydı ben kolay kolay whatpad'de okumazdım. :)

Kitaba gelecek olursak hem alışık olduğumuz hem olmadığımız olaylarla ilerliyor ama Kağan hiç de benim okuduğum diğer karakterlere benzemiyor. Okuyunca anlarsınız. ;) Buket'te o mıy mıy kızlardan değil zaten Kağan'a kafa tutmasından anlaşılıyor durum. Karakterler böyle. Vee sonuna gelirsek, tek kelimeyle mükemmeldi. Öyle bir sondu ki taş olsa çatlar. :)) Yavaş yavaş sindire sindire okudum ama yetti mi bana kocaman bir hayır! 2. kitap ne zaman çıkar bilmiyorum ama noluurrr çabuk çıksın :) 

Kitap Whatpad'de 74.5 M okunmuş O_o Hak ediyor doğrusu helal yazarımıza! :)


Martı Yayınları'nın bize güzel sürprizleri gönlümüzü şenlendirdi. ^^ Teşekkürler Martı Yayınları! :)


Eveett, bu kadar övgüden sonra okumak için tavsiye ediyorum demek çok saçma olur dimi :) Bence alın ve okuyun pişman olamayacaksınız. ;)



Sıra alıntılarda...

#1

Kendimi müziğin ağır ağır çalan hoş ritmine bıraktım. Şarkı bitince gözlerimi açtığımda, karşımda gördüğüm kişi sayesinde dudaklarım şaşkınlıkla aralandı. İşte, bunu kesinlikle beklemiyordum! 
       
 Birkaç metre ötemizde Kağan duruyordu ve öfkeyle cayır cayır yanan gözlerini üzerime dikmişti. Gözlerimi kırpıştırdım. Bunun zihnimin bana oynadığı bir oyun olmasını diledim, ama hayır, zihnim bana kesinlikle oyun oynamıyordu. Bir halüsinasyon falan görmemiştim. Kapan kanlı canlı gerçekten de tam karşımda duruyordu. Kuruyan boğazımı
ıslatmak için güçlükle yutkundum. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki yeni başlayan müziğin sesini bilr bastırıyordu sanki. Titrememek için kendimi zor tutuyordum. Kağan ne  kadar süredir oradaydı ve bizi izliyordu?

---------------------

#2

"Seni asla incitmem," dedi, inandırmaya çalışan bir sesle. "Eskisi gibi gülümsediğini görmeyi çok istiyorum," dediğinde şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırdım.

Ardından elini kolumun üstüne koydu. Ama bu kez sıkmıyordu, sadece beni söylediklerine ikna etmeye çalışıyordu. Ne kadar içten ve samimi olduğunu anlamamı bekliyordu.

---------------------

#3

Ağzımı kapatıp beni zorla sürüklediğinde rahat olmanın ne kadar zor olduğundan bahsetsem mi acaba?

Kağan tereddüt ederek elini bana doğru uzatıp usulca, şefkatle yanağıma avucunu koydu. "Seni üzen kişi değil, seni gülümseten kişi olmak istiyorum," derken sesi çok samimi çıkmıştı.




Şimdilik benden bu kadar başka bir zaman başka bir yorumla görüşmek üzere, kendinize iyi bakın. ;)


20 Ağustos 2015 Perşembe

Yorum [Küçük Hırsız / Sena Yavuz]

Herkese merhabaaaa! 

Uzun zamandır kitap yorumu yapmayan ben şimdi karşınızdayım. :) Güzel bir kitaba yorum yapacağım. Martı Yayınları bizi hem şaşırtarak hem de mutlu ederek Türk yazarın kitabını biz okurlara sundu. Ne diyeyim çok olumsuz yorum okudum çıkardığı için ama ben çok mutlu oldum. Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz. ^^



Kitabımız Küçük Hırsız konusu o bildik konulardan değil. Farklı ve ilgi çekici. İnsan zaman sonra farklılık arıyor kitaplarda bulunca da benim gibi seviniyor. Öyle imkansız aşkmış yok karşılıksız aşkmış kısacası bilindik bir konu değil. 


Ayrıca kitap tanıtım yazısı güzel Prens, Prenses ve kötü olan çocuk :) 



Bir hırsıza ne kadar güvenebilirsiniz?

Prens, bir hırsızı seçti ve kader onları bir araya getirdi.
Sevgi ve güven bulutları üzerinde, tatlı bir masala dönüştü onların hikâyesi.
Bir gece hayallerini yazıp ateşe attılar, çünkü yanıp kül olmadan gerçekleşmeyecekti hiçbirisi.
Gözyaşları gülümsemeye dönüşürken önemli olan tek şey sevmekti birini.
Prens ve 'kötü olan' sevilmeyi beklerken, prenses mutlu olmayı seçti.
Ve küçük hırsız çalabileceği en büyük şeyi aldı.

Ailesine bakmak için okulunu yarım bırakmış, sokaklarda hırsızlık yapan bir kız: Azra.
Ailesinin saltanatıyla Prens olmak için doğmuş yakışıklı bir genç: Ekin.
Kötü olmak için yaşayan, iyilikler prensi: Anıl.
Okudukça prensesin sorusunu hissedeceksiniz:

Siz çaldıklarınızın farkında mısınız?
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 416
Baskı Yılı: 2015


Ben bahsetmeyeyim konudan  ne olup bittiğini bence siz direk okuyup öğrenin. :)

Kitap hakkında ki düşüncelerime geçeyim ben en iyisi.

Kitap cidden güzeldi. İster konu olsun, ister dili olsun ben beğendim. Konunun farklılığı ve insanlara ders veriyor olması kitabı bize sevdiriyor. Ama tabii ki bazı kısımlarda biraz acemilik oluğunu görmedim değil. Fakat bu kitabın hepsi böyle izlenimi vermesin sadece bir kaç yerinde belli oluyordu. Kitabın geneli başarılıydı benim için. 

Kitapta aşk üçlemesi vardı. Ve ben aşk üçlemesini sevmeyen biri olarak böyle olsun istemezdim. Sevilen bir kişi olmalı duygular sadece ona yönelik olsun isterim araya başka kimse girmesin ama yazarımız araya sıkıştırmış iyi mi olmuş bu herkesin düşüncesine göre değişir. :) 

Kızımız o bilindik mıy mıy kızlardan değil başı dik, sevecen bir kız en azından inatçı değil. Esas oğlan yapma deyince söz dinleyen, sadık bir kız. Ben sevdim Azra'yı ama kıskanmadım da değil Ekin gibi birisi beni bulsa cidden yok demem :D 



Şundan da bahsetmeliyim ki kitapta emeği geçen ve çoook sevdiğim kişilerin olması kitabın benim için ayrı bir yerde olmasını sağlıyor. E başarılı da olunca sevme de yanında yat :D 

Emeği geçen çook sevdiğim kişilerin emeğine sağlııkkk <3 <3 


Herkes okumalı mı bence bir şans verilmeli bu ara çok Türk yazar çıkıyor herkesin kafası karışık olabilir hangi kitap iyi veya değil diye bu kitabı iyi olanlar kısmına eklemem okumanızı tavsiye ediyorum anlamına gelir bence :) 

Son olarak kitap kapağı muhteşem, tabii ciltli olması da süper yani konu bilinmese kapak için bile alınır. :) 


Yorumum bu kadar kısa ve öz oldu. İyi oldu, hoş oldu. :D 

Kendinize çok iyi bakın ^^ 

Sevgiyle, saygıyla... 













22 Ocak 2015 Perşembe

Yorum / Janet Evanovich - Beyaz Yakalı Serseriler




Herkese merhaba, yine yeniden güzel bir kitap yorumumla karşınızdayımm ^^

Yeni yılın ilk kitap unvanını alan Beyaz Yakalı Serseriler benim için uğurlu geldi diyebilirim. ^^ Tatil olduğu için bolca kitap okudum, okuyorum. Serileri bitiriyorum bu tatilde. :)

Evvet gelelim yorumuma; kitap benim sevdiğim türden olduğu için beğenerek okudum. Çik-lit, polisiye türde olan kitap gerçekten her iki türü de içinde barındırıyor. Kitabımız seriden oluşuyor bu ise 17. sırada.

Konusu ise; Stephanie Plum bir kelle avcısıdır. Yani mahkemeden kaçan kişilerin ayağına gidip ya güzellikle yada zorla polis merkezine götürüyor ve her kelle başına ücret alıyor. Bu bile komik yani hiç böyle bir şey okumuş muydunuz :) Bu yüzden çok farklı bir konusu var. Konu bununla bitmiyor, arkadaşı Lula tam bir çatlak, kendisine şişman denilince çıldırıyor! Elinde tabanca varsa vuruyor, yada yakalamak için vampirim diyen birinin üstüne atlayıp ısırılıyor! Sonra da vampirim deyip dolanıyor. Kim istemez böyle bir arkadaşı. :) İşlerini boş bir arazini yakınında duran bir karavanda yürütüyorlar ama ne karavan içinde bir ara ayı, ve bu boş arazide iki ceset vardı.

Kelleler bir yana aşk hayatı da bir başka. Bir yandan iki yakışıklı, diğer yanda annesinin ayarladığı yemek yapmakta usta olan biri. Üçünün de arasında sıkışıp kalan Stephanie hangisini seçecek? Bu konuda kafası karışık ama bunlarla biter mi  hiç belalar peşini bırakmıyor ki! Kelle avcılığı mı yapsın, aşk hayatını düzene mi soksun yoksa peşini bırakmayan belalarla mı uğraşsın bilemiyor. :)

Kitabın bir sonu var ki süpper, öyle bir şaşırdım ki hayran da kaldım yani :D



Güzel bir konusu var. Lula olan yerler zaten mükemmel. Vampir oldum deyip dolanıyor.

Ah ne yazık :D



Konumuz bu kadar. Çok güzel değil mi? Faklı ama bir o kadar ilgi çekici bir kitap, ben beğendim. Tek sorun final haftasına denk deldiği için başlarda konuya pek adapte olamadım, duygularını yansıtamadıklarını düşündüm ama zaten kafam dolu ne kadar anlayabilirim ki değil mi? Bu yüzden sorunun bende olduğunu biliyorum :)

Kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum, polisiye, çik-lit, aşk karışımı bir konuyu okumak isteyen kesinlikle okumalı ;) Bu güzel kitabı bizlere ulaştıran ve emek veren Martı Yayınları'na teşekkür ederimm ^^


Benden bu kadar herkese keyifli okumalar ;)

Vee yazımı okuduğunuz için de teşekkürler ;)