4 Mayıs 2016 Çarşamba

Yorum [ Eleanor & Park / Rainbow Rowel ]

Herkese merhabaa!!

Bu sefer uzun bir ara olmadı nedense bi yazı yazma isteği, hevesi geldi. Geçmeden çokça yazayım değil mi? 

Vee Eleanor & Park yorumu ile karşınızdayım!! ^^




Bu ara okuduğum EN güzel, EN tatlı kitaplardan biriydi. Yorumuma tabii ki şimdi değil tanıtımdan sonra başlayacağım... :)


Konusuna gelecek olursak;


İki uyumsuz insan Sıra dışı bir aşk

Eleanor
Kızıl saçlar, tuhaf giysiler. Park başını çevirene kadar onun arkasında duran; o uyanana kadar yanında uzanan; diğer herkesi daha soluk, daha sıradan ve yetersiz gösteren… Eleanor.

Park
Bir şarkıyı ona dinletmeden Eleanor'un seveceğini bilen; o sonunu anlatmadan esprilerine gülen; göğsünde, tam boğazının altında, Eleanor'u ona verdiği sözleri tutmaya itecek bir yere sahip olan… Park. İlk aşkın sonsuza dek sürmeyeceğini bilecek kadar zeki ama bunu deneyecek kadar cesur ve umutsuz, on altı yaşındaki iki talihsiz âşığın bir okul yılı boyunca süren hikâyesi. Eleanor, Park'la karşılaştığında siz de ilk aşkınızı ve nasıl da büyülendiğinizi hatırlayacaksınız...


Sayfa Sayısı: 360

Yayınevi: Pegasus


Evet konumuz böyle, konu bile ne kadar hoş değil mi? Ahh ahh kitabı okudukça bu ahlar çıktı ağzımdan. Hayır böyle tatlı mı tatlı, güzel mi güzel bir aşk hikayesi okumadım ben. <3

Eleanor kıvırcık, kızıl saçlı, kilolu, çilli ve farklı giysileriyle dikkat çeken biridir. Üvey babası yüzünden annesi ve kardeşlerinden bir süredir uzak yaşamaktadır daha sonra ailesinin yanına dönen Eleanor içine kapanık kimseyle konuşmayan biridir. Üvey babasının gözüne batmamak için elinden geleni yapar. Eğer göze batarsa tekrar uzaklara gideceğinden emindir.



Park kendi halinde, kimseyle kavga etmeyen, popüler olmasa da popülermiş gibi duran biridir. Babası ile pek anlaşamasa da mutlu bir aileye sahiptir.


Eleanor okula gitmek için otobüse bindiğinde kimse ona tipinden, farklılığından ve en önemlisi yeni biri olduğundan yer vermez. Tek boş koltuk Park'ın yanıdır. Park kenara çekilip omuzunu silkerek ona yer verir ve o gün bugündür yanında oturmasını istediği tek kişi Eleanor olur...



Birbirlerinin farklılıları, düşünceleri ile bir bütün olan Eleanor ve Park kimseyi umursamaz ve dünya da sadece onlar varmış gibi birbirlerini seven, tamamlayan bir bütün olurlar...

İç sesleri ile bize gerçek düşüncelerini aktaran karakterlerimiz bizi ikilemde koysalar da birbirlerini gördükleri an da aslında öyle olmadığını sadece bir düşünceden ibaret olduğunu bize gösteriyorlar. 

"İki uyumsuz insan Sıra dışı bir aşk"



Benim anlatacaklarım bu kadar şimdi de kitap hakkında ki düşüncelerime geçeyim. ;)

İlk İkizim okudu anlatımı biraz farklı dedi ama çok sevdi. Psikopat 2 bitince ne okusam deyip durdum ( okumadığım bir sürü kitap var ama psikolojime göre seçiyorum) sonra Esra'ya sordum ne okusam, bana ne tavsiye edersin diye. Oda Eleanor ve Park'ı önerdi, ne yalan söyleyeyim korkarak okudum bu da elimde kalacak diye. Kaldı da ama farklı sebepten hemen bitmesin diye... <3


Ben öyle hadi zamanım olsun da hemen okuyayım ve rahatlayayım dediğim kitaplar azdır ama bu her seferinde bana bunu dedirtti. Çok sevdimmmm, bayıldım resmen. <3



Her seferinde kitabı yarım bıraktığım da yüzümde bir tebessüm ve içimde ki mutluluk sanırım kitabın ne kadar güzel olduğunu gösteriyordur.

Bir de ve en önemlisi Park Koreli! wuu dedim kitap ilk çıktığı zamanlar. Bir Kore fanı olarak yeme de yanında yat :D

Sizlere daha çok şey yazabilirim ama sığmaz buralara. :)))


Park'ın Eleanor'a hayranlığı, Eleanor'un içten içe Park'a aşık olması fakat korkması yine de birbirlerinden kopamamaları işte bu aşktır dedirtiyor insanlara...



Yazarımızı ayakta alkışlıyorum cidden çok güzel bir kitap yazmış... Diğer kitaplarını gerçekten çok merak ediyorum. Eminim onlarda bu kadar güzeldir. :)

Tavsiye etme kısmına gelince o kadar övgüden sonra yazmak bile saçma :D Ama yine de KESİNLİKLE okuyun!! ;) 


Şimdi gelelim benim kitaptaki en çok sevdiğim alıntılara...



#1

"Senden hoşlanmıyorum," dedi. "Sana ihtiyacım var." 

Park, Eleanor'un, sözlerini kesmesini bekledi. "Hah, "Tanrım" ya da "Tıpkı bir Bread şarkısı gibi konuştun" demesini bekledi.
Ama Eleanor hiçbir şey söylemedi.


--------------------

#2

Park telefonu göğsünün altına bastırıp, "Benden hoşlanmıyorsun..." dedi Eleanor'u konuşmaya teşvik ederek.
"Senden hoşlanmıyorum, Park," dedi Eleanor bir an gerçekten de bunu kastettiğini düşündürterek. "Ben," sesi neredeyse duyulmaz oldu, "sanırım ben senin için yaşıyorum."


--------------------

#3

Onu özlüyor muydu?
Onun içinde kaybolmak istiyordu. Onun kollarını bir sargı bezi gibi sımsıkı vücuduna dolamasını istiyordu.
Eleanor ona ne kadar çok ihtıyacı olduğunu belli ederse Park'ın arkasına bakmadan kaçacağına emindi.


--------------------

#4

Eleanor haklıydı. O asla güzel görünmüyordu. Bir sanat eseri gibiydi ve sanat eserleri güzel görünmekten çok size bir şeyler hissettirirdi. 


--------------------

Bu alıntılar sadece bir kaçı siz birde kitabı okuyun. :))


Yorumum bu kadar, kitabı çoook beğendim. Devamı çıkar mı daha belli değilmiş yazar belki çıkartabilirmiş öyle olursa benden mutlusu olmaz sanırım. :)


Buradan Eleanor & Park'a ve en önemlisi onlara can veren yazarımız Rainbow Rowel'e kocaman kalpler yoluyorummm!!



Benden bu kadar şimdilik hoş çakalın ve kendinize iyi bakın, sevgilerle... 




( Görsellerin çoğu bu siteye aittir; http://siminiblocker.tumblr.com/ )










25 Nisan 2016 Pazartesi

Tarihi Aşk Filmleri #2 İkinci Şans - Jane Austen


Arayı açmadan tekrardan merhabaa!! :))

Durdum düşündüm ve o kadar tekrar tekrar izlememe rağmen Klasiklerden uyarlanan filmlerin yorumlarını girmemişim bence artık girmeliyim dedim ve karşınızdayımm!! ^^

Bugün gerçekten sevdiğim filmler arasında yerini alan Persuasion yani İkinci Şans filmine yorum yapacağım. :)

İlk olarak filmin konusundan bahsedeyim.


19 yaşındaki Anne (Sally Hawkins), genç ve yakışıklı deniz subayı Frederick Wentworth’e (Rupert Penry-Jones) delicesine aşık olmuştur. Ama Frederick’in ne serveti ne de sınıfsal düzeyi uygun değildir. Anne’in ailesi bu birlikteliğe karşıdır ve onu nişanı bozmaya ikna ederler.

 Sekiz yıl sonra, Anne kararından pişman olur. Frederick’i sevmekten asla vazgeçmez ve Frederick, ün ve servet sahibi olarak denizden döndüğünde, yöredeki evlenme çağına gelmiş her genç kadın gibi sadece seyreder. Frederick, kalbinin sesini dinlemek yerine ailesini dinleyen Anne’i affedebilecek mi?

Konumuz bu şekilde, bence çok hoş bir kurguya sahip bir film. Kitabını daha okumadım şu an elimde bakalım okuyabilecek miyim. :)


Buda bizim afiş hımm daha güzel olabilirdi değil mi? 

Filmi kaç defa izledim emin değilim ama rekor Aşk ve Gurur'un tabisi dee. :)

Filmde ki başrol oyuncularımız;



Anne (Sally Hawkins)




Yüzbaşı Frederick Wentworth’e (Rupert Penry-Jones)


Başrol oyuncuları gerçekten rollerinin hakkını vermiş. Buradan tebrik ederim...




Neyse efenim filmde Yüzbaşımız ve Anne gençlik zamanların da birbirlerine aşık olurlar ve nişanlanırlar fakat önlerinde servet avcısı gibi duran Anne'nin babası vardır. Ve bu evliliği onaylamaz. Anne ise her iki taraf için nişanı bozar. Yıllar sonra evlerini kiralık olarak Yüzbaşımızın ablası ve eniştesi alır. Bu şekilde Anne eski ve hala içinde yaşattığı aşkıyla tekrar karşılaşır. 




Anne onu artık sevmediğini düşünür bu yüzden çok acı çeker, üstüne üstlük ablasının görümcesiyle Yüzbaşı iyi geçinmektedir ve aileler bunun evlilikle sonuçlanacağını düşünmektedirler. Bu Anne için katlanılmaz bir şey haline gelir. Fakat aşkını kalbine gömmeyi reddeder.




Olaylar çok farklı yönlere sarpar ama ben tabii ki de açıklamayacağım. :) İzlemenizi öneririm nasıl bir sonla bitiyor, mutlu son mu yoksa acıklı bir son mu onu bilemem size sürpriz olsun. ^^ 


Ben filmde Anne'nin ailesine ve onun onlar için yaptığı fedakarlıklara az da olsa sinir oldum çünkü ailesi onu adam yerine koymak dursun aralarına almak bile istemiyorlar. Buna rağmen Anne ailesinin yanında durmakta kararlı davranıyor ama nereye kadar?




Ve babaları.

Aslında çok da derine inmek istemiyorum. Film hakkında yorum yapıp, filden kareler paylaşıp yorumumu bitireceğim. Tavsiye kısmını unutmayalım karelerden sonra tavsiyem elbet olacak. :) 
















Filmden kareler bu şekilde tabii tüm filmi buraya taşımadım. :)

Sıra giflerde ^''









Giflerde bu kadar. 

Kesinlikle tavsiye ediyorum zaten Jane Austen eserlerinin filmlerini çok iyi yapıyorlar. Bu yüzden izleyin derim çok beğeneceksiniz diye düşünüyorum. :) 

Tavsiye kısmı da bittiğine göre yazımın sonuna gelmiş bulunmaktayım. Umarım bu yazıdan sonra filmi izleyen olur ve beğenir. :) Buradan görüp izleyenler film hakkında yorum bırakırlarsa çok sevinirim çünkü ne düşündüğünüzü merak ediyorum. :)

Not: Aşk ve Gurur filmi için yazdığım yazıya bakmak isteyenler buraya bakabilir. ;)


Şimdilik benden bu kadar kendinize iyi bakın, sevgilerle... 






22 Nisan 2016 Cuma

Yorum [Psikopat 2 / Mihri Mavi ]


Uzun bir aradan sonra tekrar merhabaaa!

Bugün yeni bir kitap yorumu ile karşınızdayım. ^^

Yakın zaman da Psikopat 2 çıktı, sonu dehşet bittiği için heyecanla bekliyordum. Vee sonunda ellerimdeydi, tabiisi bekletmeden okudummm!



Kitap çıkmadan önce OKK ahalisine Kağannğğğ gibi mesajlar atıp duruyordum. :D

Şimdik gelelim kitap hakkındaki yazıma.


İLK KİTABI OKUMAYANLARIN YORUMUMU OKUMALARINI TAVSİYE ETMEM. :)


İlk olarak konusundan bahsedip yorumuma geçeceğim. ;)



Çok güzel ve bir o kadar da uzak bana… Aşk, ihanet ve suçluluk...

 Buket bir taraftan Kağan'a kendisini affettirmeye çalışırken, diğer taraftan da içine düştüğü cehennemden kurtulmaya çalışır. Yalnızca Kağan'ın kendisini affetmemesi değil, okulda da işler pek yolunda gitmez. Aşk, kızgınlık ve hayal kırıklığı... Kağan, aşkı ile öfkesi arasında kalırken Buket'i bir türlü affedemez. Ama öfkeli olsa da, bir gölge misali Buket'i takip etmekten vazgeçmez. Öte yandan Kağan'ın abisi Onur'un Buket'ten istedikleri her şeyi daha da içinden çıkılmaz bir hale sokar. Buket, acımasızlığıyla bilinen Bahadır'la tanışmak ve ona yakın olmak zorundadır. Fakat Kağan hayatındayken bunu başarabilmesi o kadar da kolay değildir. 

Bunca imkansızlığa rağmen aşk kazanacak mı? Karanlıktan doğan aşk, Kağan ile Buket'i tekrar bir araya getirecek mi? Bu aşkın gücü her şeyi geride bırakmalarına yetecek mi?
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 384

Baskı Yılı: 2016

Yayınevi: Martı Yayınları




Konumuz bu şekilde. İlk kitabı okuyanlar bilir nasıl bir sonla bittiğini ve benim gibi herkes nasıl devam edecek diye merakla beklemekteydi. :) 

Neyse efenim kitabımız da Kağan Buket'e çok sinirleniyor, kıza yapmadığı kalmıyor eee tabii ki ayrılmaları cabası fakat Buket hala bir umut Kağan'ın peşinde dolanıyor ki kendisini affetsin ama ne mümkün. Buket'in başı birde Kağan'ın abisi Onur'la dertte. Ailesini tehdit olarak gösterip Bahadır'a yaklaşmasını ve gizli bilgiler öğrenmesini ister. Tabii işler daha çıkılmaz bir hal alır. Buket ne yapmalı, hangi tarafa gitmeli veya aşkından mı vazgeçmeli?



İşte bunların cevaplarını kitaptan öğreniyoruz. Yani Buket'in yerinde olmak istemem, tek isteme sebebim Kağan olabilir ama bu kitapta Kağan resmen kafayı yemiş durumda, bu yüzden bende pek yanına yaklaşamadım hahhahaha
    


Genel yorumuma gelirsem, nedense ben kitabı birinci kitap gibi sevemedim. Ayrılmış olmaları, Buket'in Bahadır'ın peşinde dolanması, Kağan'ın pek görünmemesi, Kağan'ın hareketlerini hiç bir şeye yormayan Buket ve en önemlisi sonu!

Arkadaş o nasıl son ya benim kullanacağım tek kelime kısaca saçmalık. Yani cidden çok saçma, ne alaka, ne akla hizmet böyle bir son deyip durdum. Bence yazar sonu öyle bir bitsin ki ilk kitap gibi etki yapsın demiş ama tutturamamış.

Bu v.b. nedenlerden ötürü bu kitap bana ilk kitap etkisi yaratmadı. Yani ilk kitabı tekrar tekrar okuyasım geliyorum ama bu bir kerelik yeter. 

Sonu nasıl biterse bitsin ki zaten yazar sabırsızlıkla 3. kitabı beklememiz için bu sonu yazmış gibi duruyor ama cıks o etki pek yok gibi. Neyse ben yine de 3. kitabı bekliyorum umarım yazar daha güzel sonlarla kitabı bitirir de oturup bu nasıl bir sondur demeyiz. :) 




Bu kişiyi Bahadır'ın yerine atıyorum. :D

Bu arada kitap kapakları nasıl farklıydı anlatamam :))) Hayır arada şaşırıyor insan hangisi hangisinin cilti diye :P Tabii ki Felix Bujo her zaman ki gibi  çooook tatlı  ama benzer görsel kullanmak biraz düşündürüyor insanı. :)
3. kitapta daha bir güzel kapak görseli bekliyoruz.




Tavsiye kısmına gelirsek, tavsiye ederim tabii ki zaten ilk kitabı okuyanlar kesin okumuştur. Bu seriye yeni başlayacak olanlara yada okunmayı düşünenlere kesinlikle okumalarını öneririm. ;)

Sıra alıntılarda;

#1

Gözlerimi açtığımda Kağan'a dönerek üzgünce, "Sadece soruma cevap ver, benden nefret ediyor musun?" diye fısıldadım.

İfadesiz bir şekilde gözlerimin içine baktı. "Sana karşı hiç bir şey hissetmiyorum. Ne nefret ne de farklı bir duygu," dedi acımasızca.

--------------------

#2

Bu sırada Kağan benim kağıdımı hızla çekip kendi kağıdını önüme itince yaşadığım şaşkınlıkla gözlerim iri iri açıldı.

"Ne yapıyorsun?" diye gizlice fısıldarken o çoktan benim kağıdıma kendi adını yazmıştı. Ardından bana cevap vermeden ayağa kalktı, benim boş kağıdımı kendi kağıdı gibi hocanın masasına bıraktı ve sınıftan çıktı.

--------------------

#3

Sınıf büyük bir kaos içindeyken biri Gül'ün yanına çömeldi ve ona yardım ederek kolundan tutup yerden kaldırdı. Bu kişiyi görmemle birlikte olduğum yerde bütün her şeyi unutarak donakaldım. Öfkem geldiği gibi aynı hızla yok olup gitti. Yerineyse yoğun derecede hissettiğim üzüntü, kıskançlık ve şaşkınlık aldı.

Çünkü Gül'ün yanında ona destek olurcasına duran Kağan'dı.

--------------------

Nasıl can alıcı alıntılar değil mi? :))


Yorumumun sonuna gelmiş bulunmaktayım. Okuduğunuz için teşekkürler... ;)


Martı Yayınlarına ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. ^^


Bu arada  şu an okuduğum kitap Eleanor ve Park. Ya böyle tatlı mı tatlı bir kitap olabilir mi?? Çok sevdim kitabı hemen bitmesin diye yavaş yavaş okuyorum. ^^ Bitsin yorumum gelecek. ;) 

Son olarak; 

Yakın zaman da 3. kitabın çıkması ümidiyle kendinize çok iyi bakın. :)))







10 Mart 2016 Perşembe

Okuyan Kızlar Kulübü / Kıs Okuması [Şeytan'ın Stajyeri - Donna Hosie ]



Herkese merhaba!! 

Okuyan Kızlar Kulübü olarak farklı etkinlikler peşindeyiz bu da o farklı etkinliklerden biri. ^^ Çoraplarımızı giyindik ve kış bitmeden bu güzel mevsimde etkinlik yaptık. Güzel oldu, hoş oldu. :D

Bugün OKK Kış Okuması etkinliği altında Şeytan'ın Stajyeri yorumu yapacağım.

İlk olarak konuya bir göz atın. ;)




Her şeytan Cehennem'den çıkmak ister. Peki ya gerçekten bir yol varsa?..

Zamansız ve pek de kahramanca olmayan ölümünden sonra, Mitchell Johnson kendini Cehennem'de Şeytan'ın stajyeri olarak oradan oraya koştururken bulur. Vakitsiz ölümünü bir an aklından çıkaramayan Mitchell'a, efsanelerde bahsedilen bir zaman makinesi tekrar dünyaya dönebilme şansı verir.

Bu planı gerçekleştirebilmek için, her ne kadar onları riske atmak istemese de, arkadaşlarına ihtiyaç duymaktadır. Her gencin kendi ölüm zamanlarına dönmek için farklı sebepleri vardır. İçlerinden biri Cehennem'in korkunç yaratıklarının dikkatini çektiğinde, kendilerini ölümcül bir çıkmazın içinde bulurlar. Düştükleri bu karanlıktan kaçış yolunu bulabilecekler midir?

YALSA
2015'in En İyi Kitaplar Listesinde

CYBILS
En İyi Gençlik Romanı Adayı

CBC
En Etkileyici Gençlik Kurgu Ödülü Adayı
"Mizahi bir anlatımın yanı sıra gerilimden hoşlananlar için muhteşem bir eğlence!"

Kirkus Reviews, Yılın Gençlik Kitabı Ödülü

"İlginç karakterler, durmak bilmeyen macera ve bir parça duygusallıkla harmanlanmış komedi, kara mizah arayan gençleri hayal kırıklığına uğratmayacak. Ölümden sonraki yaşama şöyle bir göz atmak, okuyucuları merak içinde bırakacak."
-School Library Journal-

"Ölümüne komedi ve ölümüne ciddiyet arasında gidip gelen bir hikâye… Hosie, paradoksları ve geçmişi değiştirmenin beklenmedik sonuçlarını zekice bir araya getirmiş. "
-Booklist-

"Elinizden bırakamayacaksınız. İnanılmaz sürükleyici bir hayal gücü, muhteşem karakterler, kara mizah serpintileri, akıcı bir hikâye, müthiş bir zaman yolculuğu…"
-Charlotte's Library-
(Tanıtım Bülteninden)


Kitabın konusu bu şekilde, farklı bir konuya sahip zaten biz okurlar farklı konuların üstüne atladığımız için sevebiliriz yada sevmeyebiliriz. Güvenemiyorum da. :D 




Gel gelelim yorumuma;
İlk olarak kitabın dili gayet akıcı bu konuda sevdim. İlk bölümlerde genel bililer veriyor, Cehennem nasıl bir yer, işler nasıl yürüyor, kişiler tanıtılıyor vs.
Kitabın sonuna doğru hareketlilik başladı. Kahramanlarımız geçmişe gitmelerini sağlayacak olan Mitchell diğer 3 arkadaşını peşine alarak dünyaya dönerler ve hepsinin öldüğü ana tekrar giderler çünkü ölümlerini değiştirmek istiyorlar. Fakat şöyle bir sorunları var eğer ölüm anları değişirse birbirlerini tanımadıkları için anılardan silinecekler.

Ben şahsen beğendim farklı bir konuya sahip. Fakat şöyle bir şey var ki bence tek kitap olsaydı yeterdi çünkü yazar o şekilde bitiriyor. Ben sonuna gelene kadar tek kitapmış demek ki deyip durdum lakin sonunda kitap devam ediyor. Hayır zaten geçmişe gitmek ve ölümlerini değiştirmek konusu iken neden yazar devam ettirme gereği duymuş anlamadım, ya olaylar en heyecanlı yerde bitecekti yada kitap bitecekti, bilemeyeceğim. 2. kitap çıksın bir okuyalım bakalım belki yazar bizi şaşırtacak. 



Fakat şunu da söylemeliyim ki yazar iyi bi noktada bitirmiş ne olacak merak ediyorum. :)

Kİtabı tavsiye eder miyim? Farklı konulara aç olan kitap sevenlere kesinlikle öneririm, genel anlamda da öneririm merak etmeyin kötü değil kitap. :) Ben beğendim. :)
Kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Novella Yayınlarına buradan teşekkür ederim, kitabın kalitesi olsun, çeviri olsun güzel bir çalışma olmuş. :)



Kış Okumasında Okunacak kitaplar ve yorumlarımızı tek tek yayınlıyoruz. Aşağıdaki linklerden birbirinden güzel yorumlara ulaşabilirsiniz. ;)



Etkinliğimizde okunan kitaplar hakkında yorumlara ve çoraplarımızla çektirdiğim fotoğraflara bakmak isterseniz linkler aşağıda. ;)


Fighting!!: Menekşeler Açarken – Nagihan Gedik
Pudra Tozu: Eskort – Sierra Winter
Evilin Dünyası: Şeytanın Stajyeri – Donna Hosie
Kütüphanemden Kitap Manzaraları: Benimle Asla Tanışamayacaksın – Leah Thomas


Benden şimdilik bu kadar, kendinize iyi bakın! ^^